İnsan hayatı boyunca birçok insanla tanışır…
Kimileri bir selamla girer hayatınıza, kimileri yıllarca yanınızda yürür, kimileri ise en ihtiyaç duyduğunuz anda sessizce çekip gider. Zaman geçtikçe şunu anlarsınız; aslında hayatınıza giren insanların sayısı değil, size hissettirdikleri önemlidir.
Yıllar bana çok şey öğretti. En önemlisi ise şu oldu:
İnsan, karşısındakine verdiği değer kadar değil, gördüğü değer kadar hayatında yer vermelidir.
Çünkü tek taraflı fedakârlık zamanla yük olur.
Tek taraflı sevgi insanı yorar.
Tek taraflı dostluk ise sadece hayal kırıklığı üretir.
Ne yazık ki günümüzün en büyük hastalıklarından biri, insanların birbirini çıkarlarına göre değerlendirmesidir. Makamınız varsa yanınızdadırlar. İmkânınız varsa dost görünürler. Gücünüz varsa sizi alkışlarlar. Ama rüzgâr tersine döndüğünde, bir zamanlar omzunuza yaslananların sırtını ilk dönenler olduğunu görürsünüz.
İşte o gün anlarsınız ki gerçek dostluk, iyi günlerin kalabalığında değil; zor günlerin sessizliğinde belli olur.
Hayat, insanlara sürekli ikinci, üçüncü hatta dördüncü şans vermek için fazla kısadır. Çünkü bazı insanlar sizin iyi niyetinizi sevmez; onu kullanır. Sabrınızı takdir etmez; onu zayıflık sanır. Sessizliğinizi olgunluk değil, çaresizlik olarak yorumlar.
Oysa en büyük cevap bazen tek kelime etmeden hayatınızdan çıkmaktır.
Artık kimsenin sevgisini kazanmak için çabalamıyorum.
Kimsenin beni anlaması için kendimi tüketmiyorum.
Çünkü insan, kendisini gerçekten önemseyen birine kendini anlatmak zorunda kalmaz.
Bana değer verenin kapısı da gönlü de bana her zaman açıktır.
Ama beni yalnızca işi düştüğünde hatırlayanların, menfaati bittiğinde selamı unutanların hayatımdaki yeri de artık bellidir.
Bu kırgınlık değildir.
Bu kin hiç değildir.
Bu, sadece insanın kendisine duyduğu saygıdır.
Çünkü kendine değer veren bir insan, değersiz hissettirildiği hiçbir yerde uzun süre kalmaz.
Hayatımızın en büyük yanlışı, bizi önemsemeyen insanları kaybetmekten korkmamızdır. Oysa asıl kayıp, bizi gerçekten seven insanları ihmal etmektir.
Artık hayatıma tek bir ölçü koydum:
Bana gösterilen saygı kadar yaklaşırım.
Bana verilen kıymet kadar gönlümü açarım.
Bana duyulan samimiyet kadar güven duyarım.
Ne fazlası…
Ne de eksiği…
Çünkü insanın kalbi, herkesin girip çıkacağı bir han değildir.
Orası, değeri bilenlerin emanetidir.
Bugün dönüp geriye baktığımda pişman olduğum insanlar beni terk edenler değil; hak etmediği hâlde ömrümden, sevgimden ve zamanımdan pay verdiğim insanlardır.
Artık biliyorum ki sevgi paylaşılır, saygı kazanılır, güven inşa edilir; ama değer, karşılıklı yaşatılır.
Ve unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur:
Hayatınıza herkesi alabilirsiniz… Ama kalbinizde kimin kalacağına, size verdiği değer karar verir.

