Hayat bazen insana acı bir soru sorar: İyi niyetli olmak gerçekten kazandırır mı?
Çünkü çoğu zaman iyilik yapan yorulur, fedakârlık eden unutulur, dürüst olan geride kalır. Kurnazlık alkışlanırken samimiyet safdillik sanılır. İşte tam da bu yüzden birçok insan bir süre sonra kalbinin kapılarını kapatır. Kırıldıkça sertleşir, kandırıldıkça güvenmeyi bırakır.
Oysa asıl kayıp burada başlar.

İnsan, başkasının kötülüğü yüzünden kendi iyiliğinden vazgeçtiği gün kaybeder. Çünkü kötü insanların varlığı, iyi insanların karakterini değiştirmemelidir. Bir başkasının vicdansızlığı, bizim vicdanımızı susturmamalıdır.
Elbette iyi niyet; herkese sınırsız güvenmek, kendini kullandırmak ya da haksızlığa sessiz kalmak değildir. İyi niyet, insanlığını koruyabilmektir. Bunca çıkar hesabının içinde çıkar gözetmeden el uzatabilmektir. Bir teşekkür beklemeden yardım edebilmek, karşılık görmese de doğruları savunabilmektir.
*****
Bugün dönüp baktığımızda hayatımızdaki en büyük pişmanlıklar, kaybettiklerimiz değil; yapmadıklarımızdır. Söyleyemediğimiz güzel sözler, uzatamadığımız eller, gösteremediğimiz merhametlerdir. Çünkü malın da makamın da başarının da bir ömrü vardır. Fakat insanın geride bıraktığı iz, karakterinin eseridir.
****
“Hak yerini bulur” sözü bazen hemen gerçekleşmez. Kimi zaman yıllar alır. Kimi zaman insan, hakkının karşılığını bu dünyada tam olarak göremez. Ancak hayatın değişmeyen bir gerçeği vardır: Herkes sonunda kendi karakterinin sonuçlarıyla baş başa kalır. Vicdanıyla barışık uyuyabilmek, birçok zaferden daha değerlidir.
****
Bu yüzden kaybedecekseniz bile iyiliğinizden kaybedin.
Çünkü kötüleşerek kazanılan her şey, aslında bir kayıptır. Ama iyi kalarak kaybedilen hiçbir şey, insanın onurundan daha büyük değildir.
Ve unutmayalım…
Hayatta en büyük başarı, herkese rağmen iyi bir insan olarak kalabilmektir. Çünkü hak bazen geç gelir, ama vicdan hiçbir zaman geç konuşmaz.
İyi Niyetin Bedeli mi, İnsan Kalmanın Şerefi mi?

